Kuran-ı Kerim

Yusuf Suresi 108. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Yusuf Suresi 108. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Bu paylaşımımızda siz kıymetli okurlarımız için Kuran Meali ve Tefsiri ile alakalı bilgiler sunmaya çalıştık. Kuran Meali ve Tefsiri başlıklı konumuzu dikkatli okumanızı öneririz. Yazımızın detayın Kuran Meali ve Tefsiri ile alakalı geniş bir şekilde bilgilere sahip olacaksınız.

Yusuf Suresi 108. ayeti ne anlatıyor? Yusuf Suresi 108. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri…

Yusuf Suresi 108. Ayetinin Arapçası:

قُلْ هٰذِه۪ سَب۪يل۪ٓي اَدْعُٓوا اِلَى اللّٰهِ عَلٰى بَص۪يرَةٍ اَنَا۬ وَمَنِ اتَّبَعَن۪يۜ وَسُبْحَانَ اللّٰهِ وَمَٓا اَنَا۬ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ

Yusuf Suresi 108. Ayetinin Meali (Anlamı):

Rasûlüm! Şöyle de: “İşte benim yolum budur: Ben ve bana tâbi olanlar, insanları Allah’a körü körüne değil, basîret üzere, delillere dayanarak ve ne yaptığımızı bilerek dâvet ediyoruz. Allah’ı her türlü noksanlıktan tenzih ederim ve ben, O’na ortak koşanlardan değilim!”

Yusuf Suresi 108. Ayetinin Tefsiri:

Allah
Resûlü (s.a.s.)’in yolu, iman ve tevhidle kulu Rabbine ulaştıran İslâm yoludur.
Sırat-ı müstakîmdir. Âyette geçen اَلْبَص۪يرَةُ
(basiret) kelimesi, “açık ve kesin delil, inanç, bilgi, ibret alınacak şey,
kalp gözü, sezmek, idrak etmek, anlama ve kavrama istidadı” gibi mânalara
gelir. Basîret, içinde şek olmayan bir yakîn ve içinde şüphe bulunmayan bir
beyândır. Basîret sahibi olanlar dış âlemde başarıyla taltif olunurlar; iç
âlemlerinde de tahkîke erişirler. İşte Peygamberimiz (s.a.s.) ve dinin
tebliğinde onun izinden gidenler, insanları basîret üzere Allah’a davet
ederler. Yani müşrikler gibi körü körüne, birtakım bâtıl ve bozuk maksatlar
uğruna yahut kendi nefsâni arzuları istikâmetinde değil;

    Hedefe
ulaştıran apaçık bir beyân ve delil ile,

    Ne dediğini,
kime ve neye davet ettiğini net bir biçimde bilerek,

    İhlâs ve
içtenyetle,

    Lazım gelen
tüm edep, nezahet ve hikmet çerçevesinde ve

    Sadece
Cenâb-ı Hakk’ın rızâsını gözeterek insanları Allah’a çağırırlar.

Görüldüğü
üzere mûcizevî bir belâğat ve fesâhate sahip olan Kur’an, kullandığı bir tek
“basîret” kelimesiyle, İslâm’ı tebliğin bütün şartlarını en güzel bir biçimde
beyân etmektedir. Lakin bu biçimde yapılan tebliğ, faydalı bir netice
verecektir. Bunun dışındaki bir din ve dindarlık anlayışı kuru bir iddiadan
öteye geçmeyecektir.

Nitekim
önceki peygamberlerin de dini aynı yolla tebliğ etmiş ve benzer sıkıntılar
yaşamışlardır:  

Yusuf Suresi tefsiri için tıklayınız…

Ayrıca Bakınız.  Nisâ Suresi 96. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Yusuf Suresi 108. ayetinin meal karşı karşıya geldirması ve diğer ayetler için tıklayınız…

Kaynak: https://www.islamveihsan.com/

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın