Kuran-ı Kerim

Yusuf Suresi 34. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Yusuf Suresi 34. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Bu paylaşımımızda siz kıymetli okurlarımız için Kuran Meali ve Tefsiri ile alakalı bilgiler sunmaya çalıştık. Kuran Meali ve Tefsiri başlıklı konumuzu dikkatli okumanızı öneririz. Yazımızın detayın Kuran Meali ve Tefsiri ile alakalı geniş bir şekilde bilgilere sahip olacaksınız.

Yusuf Suresi 34. ayeti ne anlatıyor? Yusuf Suresi 34. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri…

Yusuf Suresi 34. Ayetinin Arapçası:

فَاسْتَجَابَ لَهُ رَبُّهُ فَصَرَفَ عَنْهُ كَيْدَهُنَّۜ اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ

Yusuf Suresi 34. Ayetinin Meali (Anlamı):

Rabbi onun duasını kabul etti ve kadınların tuzağını ondan uzaklaştırdı. Çünkü O, her şeyi hakkiyle işiten, kemâliyle bilendir.

Yusuf Suresi 34. Ayetinin Tefsiri:

Fıtrî
olarak Cenâb-ı Hakk’ın kendisine müstesnâ güzellik verdiği, yüzü güneş gibi
parlayan ve ayın on dördünden daha güzel olan Hz. Yûsuf, hanımların fitnesi
karşısında Allah’tan son derece korkarak ellerini açar, Rabbine ilticâ ederek
kendisini muhâfaza etmesi için niyazda bulunur. Çünkü nefsinin zebûnu olmuş
kadınların hîleleri, şeytanların tuzaklarından daha tehlikelidir.

Şu
bir hakikat ki, nefse tâviz vererek, yâni nefsin arzularını yerine getirerek onun
şerrinden kurtulmak olabilecek değildir. Çünkü Allah Teâlâ muhâfaza etmedikten
sonra hiçbir kalb, beşeriyet îcâbı, dünyanın tuzaklarından, birtakım arzulara
meyletmekten, nefsin fısıltılarından ve şeytanın vesveselerinden emîn olamaz,
kendi kendini koruyamaz. Bundan kurtulmanın çâresi Cenâb-ı Hakk’a sığınıp,
O’nun emirlerine sarılmaktır. Görüldüğü üzere Yûsuf (a.s.) da fakat Rabbine
sığınarak kurtuluşa ermiştir. Nitekim önceden geçen “Rabbinin kesin
delili”
(Yûsuf 12/24) ifadesi de bu gerçeği izah etmektedir.

Hikmet
ehli olan bir kişi şöyle der: “Şayet Yûsuf, zindan yerine: «Rabbim, âfiyet ve
selâmet bana, o kötü şeylerden daha iyidir» demiş olsaydı, Allah Teâlâ
kendisine âfiyet ve selâmet bahşederdi. Ne var ki o dinini kurtarınca, Allah
için başına gelen musibetlere aldırış etmedi. Yine de, “Bela, ağızdan çıkan
söze bağlıdır” gerçeğine kulak vererek, dilin telaffuz ettiği sözcüklerin mâna
ve muhtevasına dikkat etmekte sayısız faydalar mevcuttur. Nitekim Resûlullah
(s.a.s.) birinin: “Allahım, bana sabretme gücü ver” şeklinde dua ettiğini
işitince: “Bu sözünle Allah’tan sana bela vermesini istemiş oluyorsun;
halbuki O’ndan âfiyet ve iyilik vermesini dilemen daha uygun olur”

buyurmuştur. (Tirmizî, Deavât 93)

İşte
belki de Yûsuf’un “Rabbim! Zindan bana, onların benden yapmamı istedikleri
şeyden daha tatlıdir”
(Yûsuf 12/33) sözünün bir tecellisi olarak, suçsuz
olduğu halde ona zindan yolu göründü:

Yusuf Suresi tefsiri için tıklayınız…

Ayrıca Bakınız.  Bakara Suresi 257. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Yusuf Suresi 34. ayetinin meal karşı karşıya geldirması ve diğer ayetler için tıklayınız…

Kaynak: https://www.islamveihsan.com/

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın