Kuran-ı Kerim

Mâide Suresi 3. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Mâide Suresi 3. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Bu paylaşımımızda siz kıymetli okurlarımız için Kuran Meali ve Tefsiri ile alakalı bilgiler sunmaya çalıştık. Kuran Meali ve Tefsiri başlıklı konumuzu dikkatli okumanızı öneririz. Yazımızın detayın Kuran Meali ve Tefsiri ile alakalı geniş bir şekilde bilgilere sahip olacaksınız.

Mâide Suresi 3. ayeti ne anlatıyor? Mâide Suresi 3. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri…

Mâide Suresi 3. Ayetinin Arapçası:

حُرِّمَتْ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةُ وَالدَّمُ وَلَحْمُ الْخِنْز۪يرِ وَمَٓا اُهِلَّ لِغَيْرِ اللّٰهِ بِه۪ وَالْمُنْخَنِقَةُ وَالْمَوْقُوذَةُ وَالْمُتَرَدِّيَةُ وَالنَّط۪يحَةُ وَمَٓا اَكَلَ السَّبُعُ اِلَّا مَا ذَكَّيْتُمْ وَمَا ذُبِحَ عَلَى النُّصُبِ وَاَنْ تَسْتَقْسِمُوا بِالْاَزْلَامِۜ ذٰلِكُمْ فِسْقٌۜ اَلْيَوْمَ يَئِسَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ د۪ينِكُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْنِۜ اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ د۪ينَكُمْ وَاَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَت۪ي وَرَض۪يتُ لَكُمُ الْاِسْلَامَ د۪ينًاۜ فَمَنِ اضْطُرَّ ف۪ي مَخْمَصَةٍ غَيْرَ مُتَجَانِفٍ لِاِثْمٍۙ فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ

Mâide Suresi 3. Ayetinin Meali (Anlamı):

Size şunlar haram kılındı: Kendiliğinden ölen murdar hayvan, kan, domuz eti, Allah’tan başkasının adına kesilen hayvanlar, halen canı çıkmadan yetişip şartına uygun tarzda kestikleriniz dışında boğularak, bir şey vurularak, yukarıdan yuvarlanarak, boynuzlanarak yahut yırtıcı bir hayvan aracılığıyla parçalanarak ölen hayvanlar, putlara ait sunaklarda kesilen hayvanlar ve zar atarak, kumar oynayarak elde edilen etler, yiyecekler. Bunları yemek, Allah’ın yolundan çıkmaktır. Bugün artık kâfirler dîninizi söndürmekten ve sizi dinden döndürmekten ümitlerini kesmiş durumdadırlar. O halde onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin dîninizi kemâle erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim. Lakin kim açlıktan bunalıp çaresiz kalırsa, günaha meyletmeksizin haram olan bu etlerden yiyebilir. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.

Mâide Suresi 3. Ayetinin Tefsiri:

Bu
âyet-i kerîmede etleri yenmesi haram olan hayvanlar sayılmaktadır. Bunlar:

 
Kendiliğinden yani usûlüne uygun olarak kesilmeden ölen hayvan ki,
buna leş denilir. Allah Resûlü (s.a.s.), balığı bu hükümden istisnâ etmiştir. (Ebû
Dâvûd, Tahâret 41)

 
Kan. En‘âm sûresinin 145. âyetinde bunun “akmış kan” olduğu
açıklanmıştır. Bazı müşrikler hayvanın kesilince akan kanlarını bağırsaklara
doldurur ve kızartıp misafirlerine yedirirlerdi.

 
Domuz eti. Yine En‘âm sûresi 145. âyette domuz eti yasaklanırken
“muhakkak ki o pistir” buyrulmuş ve domuzun bizzat kendisinin pis olduğu
bildirilmiştir.

 
Allah’tan başkası adına boğazlanan hayvan. Müşrikler putların ve
cinlerin adını anarak hayvanları kesiyorlardı. Böylelikle kesilen hayvan tıbbî
açıdan değil dinî nedenlerle murdar sayılmıştır. Hayvanları yaratan ve onları
bir nimet olarak insanın emrine veren Allah olduğu halde, onları Allah’tan
başkasının adına kesmek büyük bir eziyet ve şirktir. Böyle kesilen hayvan manevî
ve hukukî bakımdan pis ve haramdır.

 
Gerek takıldığı iple, gerek elle, gerek ağaç yahut taş arasına
sıkışarak herhangi bir nedenle nefesi sıkışarak boğulup ölen hayvan.

 
Ağaç parçası ve taş gibi öldürücü şeylerle yakında zamandan yahut uzaktan
vurulup katledilen hayvan.

 
Yüksekten aşağı yuvarlanarak yahut atılarak yahut bir kuyuya, bir
suya düşerek ölen hayvan.

 
Bir başka hayvan aracılığıyla boynuzlanarak öldürülmüş hayvan.

 
Yırtıcı hayvanlar aracılığıyla yakalanıp parçalanarak ölen hayvan.
“Yırtıcı hayvanlardan” maksat, parçalayıcı sivri dişleri bulunan arslan,
kaplan, kurt, köpek ve benzeri gibi saldıran, kapan, yırtan ve öldüren
hayvanlardır. Pençesi bulunan yırtıcı kuşlar da buna dâhildir.

Bu
son beş maddede sayılan hayvanlara eğer halen ölmeden kavuşulur, şartlarına
uygun olarak kesilir ve kanları akıtılırsa etleri helâl olur.

 
Dikili taşlar üzerinde kesilen hayvan. Câhiliye zamanında Kâbe’nin
etrafında dikilmiş taşlar vardı. Bunlara nusub (çoğulu: ensâb) denilirdi. Putlar
için kurbanlar bunların üzerinde kesilir ve Kâbe’ye saygı niyetiyle kanları bu
taşların Beytullâh’a bakan yönlerine sürülürdü. İslâm bu maksatla kesi­len
hayvanların etini de haram kılmıştır.

 
Fal oklarını atmak suretiyle taksim edilen et. Âyet-i kerîmede
taksimat yaparken fal oklarının kullanılmasının haram kılındığı bildirilmiş
olmakla birlikte maksat bu oklarla paylaşılan etin ha­ram kılınmış olmasıdır.
Çünkü sözün gelişi, yenilmesi haram olan etlerle alakalıdır. Câhiliye zamanında
putlar için kesilen hayvanın parasını kimin verece­ğine ve etinin nasıl
dağıtılacağına fal oku çekilerek karar verilirdi. Böyle bir taksimat bir tür
kumar sayılacağı için âyet-i kerîme bu eti de haram kılmış ve bunları yemenin
doğ­ru yoldan sapma olduğunu haber vermiştir.

Lakin
ölmekten korkacak derecede aç ve zor durumda kalan kimse, zaruret miktarını
geçmemek yahut kendisi gibi çaresiz durumda olan birinin elinden almamak
şartıyla haram kılınan bu etlerden yiyebilir. Çünkü zaruretler haramları mübah
kılar. Sonsuz mağfiret ve merhamet sahibi olan Allah, bu tür zaruri durumlar
sebebiyle kullarına merhamet eder ve onları cezalandırmaz.

Âyetin,
“Bugün sizin dininizi kemâle erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve
sizin için din olarak İslâm’ı seçtim”
(Mâide 5/3)kısmı, Hz. Âdem’den
beri toplumların gereksinimlerine göre teşri edilegelen İslâm dininin Peygamber
Efendimiz’le birlikte kemâle erdiğini haber vermektedir. Hayatın bütün
alanlarını tanzim eden itikat, ibâdet, ahlâk ve muamelât hükümleriyle, müthiş
teşrî usûlü ve içtihat kanunlarıyla İslâm, Allah katında tek makbul dindir. Hz.
Muhammed (s.a.s.)’e gelen İslâm, önceki dinleri neshetmiştir. Lakin kendisinin,
açıkladıği helâl ve haramların neshedilme ihtimali kalmamıştır. Cenâb-ı Hak,
böylece mü’minlere olan nimetini tamamlamış, dinine uygun yaşadıkları nispette
onlara başarı nasip etmiştir. Nitekim asr-ı saadette Peygamberimiz ve ashâbı,
büyük bir mücadele ve sabırdan sonra Mekke’yi fethederek Kâbe’yi rahatça tavaf
edebilme imkânı elde etmişler, böylece giderek gelişen siyasî, içtimaî,
iktisâdi ve hukukî bir güç haline gelmişlerdir. Rabbimizin bizim için seçip
razı olduğu İslâm’ı öğrenme ve yaşama nispetinde de, üzerimizde bulunan bu
ilâhî nimetin tamamlanma müjdesine nâil olma, zafer ve galibiyet günlerini
yakalama ihtimali sürecektir.

Peygamber
Efendimiz’in verdiği şu misal, İslâm’ın Resûlullah (s.a.s.)’in gönderilmesiyle
birlikte kemâle ermesini daha açık bir biçimde izah eder: “Benden önceki peygamberler ile benim durumum şu misalde olduğu
gibidir: Bir adam görkemli bir bina inşa eder. Onu güzelleştirir, süsler ve
tamamlar. Lakin köşelerden birinde bir kerpici eksik bırakır. İnsanlar onu
gezip dolaşırlar ve çok beğenirler. Lakin «Şuraya bir kerpiç konsaydı da tamam
olsaydı» derler. İşte ben, o müthiş binayı tamamlayan kerpiç gibiyim.”
(Buhârî, Menâkıb 18; Müslim, Fedail 22)

Allah Teâlâ’nın İslâm’ı kendi zâtı için seçmesiyle alakalı olarak da Resûl-i
Ekrem (s.a.s.) şöyle buyurur: “Cibrîl (a.s.)
bana Allah Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu dile getirdi: «İslâm dini zâtım için seçtiğim bir dindir. Ona fakat cömertlik
ve güzel ahlâk yakışır. müslüman olarak yaşadığınız sürece bu iki hasletle
ikrâm ediniz.»”
(Kenzü’l-Ummâl, VI, 392)

Dinin
kemâle erdiğini haber veren bu âyet-i kerîme o kadar mânidardır ki, yahudilerden
bir adam Hz. Ömer’e gelerek: “Ey mü’minlerin emîri! Kitâbınız da okuduğunuz
öyle bir âyet var ki eğer o biz yahudi toplumuna inseydi biz o günü mutlaka
bayram ilan ederdik” der. Hz. Ömer (r.a.): “Bahsettiğin âyet hangisidir?” diye
sorunca, yahudi: “«Bugün sizin için dîninizi
kemâle erdirdim…»
âyetidir” (Mâide 5/3) diye yanıt verir. Bunun üzerine
Hz. Ömer şöyle buyurur: “Biz bu âyetin Peygamber (a.s.)’a nâzil olduğu günü ve
yeri bilinmekte. Bu âyet, Cuma günü Resûlullah (s.a.v.) Arafat’ta iken nâzil
olmuştur.” (Buhârî, İman 33; Müslim, Tefsir 5) Hz. Ömer böyle yanıt vermek
sûretiyle o günün bizim için de bayram olduğuna işaret etmiştir.

Haram
olan etler ve yiyecekler bildirildikten sonra şimdi de bir kısım helâllere yer
verilmektedir:

Mâide Suresi tefsiri için tıklayınız…

Ayrıca Bakınız.  Nisâ Suresi 4. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Mâide Suresi 3. ayetinin meal karşı karşıya geldirması ve diğer ayetler için tıklayınız…

Kaynak: https://www.islamveihsan.com/

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın