Kuran-ı Kerim

Hûd Suresi 3. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Hûd Suresi 3. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Bu paylaşımımızda siz kıymetli okurlarımız için Kuran Meali ve Tefsiri ile alakalı bilgiler sunmaya çalıştık. Kuran Meali ve Tefsiri başlıklı konumuzu dikkatli okumanızı öneririz. Yazımızın detayın Kuran Meali ve Tefsiri ile alakalı geniş bir şekilde bilgilere sahip olacaksınız.

Hûd Suresi 3. ayeti ne anlatıyor? Hûd Suresi 3. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri…

Hûd Suresi 3. Ayetinin Arapçası:

وَاَنِ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُٓوا اِلَيْهِ يُمَتِّعْكُمْ مَتَاعًا حَسَنًا اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى وَيُؤْتِ كُلَّ ذ۪ي فَضْلٍ فَضْلَهُۜ وَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنّ۪ٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ كَب۪يرٍ

Hûd Suresi 3. Ayetinin Meali (Anlamı):

“Artık Rabbinizden hatalarınızın örtülmesini isteyin, sonra O’na tevbe edin ki sizi belirli bir vakte kadar huzur içinde güzel bir biçimde yaşatsın ve faziletli bir hayat sürenlere bol bol lutf u ihsânda bulunsun. Eğer yüz çevirirseniz, kuşkusuz ki ben, sizin büyük bir günün azâbına uğramanızdan korkarım.”

Hûd Suresi 3. Ayetinin Tefsiri:

Kur’an
Allah’ın doğru yol rehberi, Peygamber de bu rehber kitabı insanlara ulaştıran
elçidir. Onun iki mühim vazifesi mevcuttur:

Birincisi;
müjdeleyici olması: O, Allah’a istiğfar eden, O’na tevbe eden, sıhhatli bir
kul-Rab münâsebeti içinde her an kulluğunun şuurunda olan faziletli bireyleri
dünya çapında güzel ve hoş bir hayatla, âhirette de ebedî mükâfâtla müjdeler. Bu
mânayı izah sadedinde bir diğer âyet-i kerîmede şöyle buyrulur:

“Erkek
olsun kadın olsun mü’min olarak kim sâlih amel işlerse ona dünya çapında tabi ki
temiz ve güzel bir hayat yaşatırız. Âhirette de onları, yaptıkları en güzel
işleri esas alarak mükâfatlandırırız.”
(Nahl 16/97)

Mü’minin
dünya çapında süreceği “güzel ve hoş hayat” şu özelliklere sahiptir:

 
Hırs olmaksızın yetecek kadar bir rızık,

 
Elde mevcut olana kanaat,

 
Yaratıklara el açmamak; birinin üzerinde herhangi birinin,
özellikle kınanmış birinin bir minneti olmaması,

 
Hak sahiplerine haklarını vermek,

 
İnsanların gereksinimlerinin karşılanmasına vesile olmak,

 
Gençlikte bir günahla kınanmamak; Allah’tan gâfil olmakla
vasfedilmemek,

 
Kolay yahut zor, kendi üzerinde câri olan her türlü tecelliye razı
olmak. (Kuşeyrî, Letâifü’l-işârât, II, 34)

İkincisi;
ikazcı olması: O, kulluktan yüz çevirenleri gelmesi kesin olan büyük bir günün
azabıyla korkutur. Çünkü insanlar sonunda Allah’a dönecekler; her şeye gücü
yeten Allah, her birine ameline göre karşılık verecektir.

Buna
rağmen müşriklerin, kendilerine rahmet olarak gelen Peygamber karşısında
sergiledikleri şu tutum ne kadar enteresan ve acıdır:

Hûd Suresi tefsiri için tıklayınız…

Ayrıca Bakınız.  Nisâ Suresi 120. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Hûd Suresi 3. ayetinin meal karşı karşıya geldirması ve diğer ayetler için tıklayınız…

Kaynak: https://www.islamveihsan.com/

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın