Kuran-ı Kerim

Bakara Suresi 262. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Bakara Suresi 262. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Bu paylaşımımızda siz kıymetli okurlarımız için Kuran Meali ve Tefsiri ile alakalı bilgiler sunmaya çalıştık. Kuran Meali ve Tefsiri başlıklı konumuzu dikkatli okumanızı öneririz. Yazımızın detayın Kuran Meali ve Tefsiri ile alakalı geniş bir şekilde bilgilere sahip olacaksınız.

Bakara Suresi 262. ayeti ne anlatıyor? Bakara Suresi 262. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri…

Bakara Suresi 262. Ayetinin Arapçası:

اَلَّذ۪ينَ يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ ثُمَّ لَا يُتْبِعُونَ مَٓا اَنْفَقُوا مَنًّا وَلَٓا اَذًۙى لَهُمْ اَجْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْۚ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

Bakara Suresi 262. Ayetinin Meali (Anlamı):

Mallarını Allah yolunda harcayıp da bunun ardından herhangi bir başa kakmada ve gönül incitici bir harekette bulunmayanlar yok mu, onlar için Rableri yanında özel mükâfatlar mevcuttur. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzûn da olmayacaklardır.

Bakara Suresi 262. Ayetinin Tefsiri:

Allah
yolunda ve Allah için yapılan harcamaların bir önceki âyette müjdelenen kat kat
mükâfatını alabilmek için, onları, sevaplarını ortadan kaldırıp faydasız hâle getirecek
âfetlerden korumak gerekir. Bu âfetlerin başında “başa kakma” ve “eziyet etme”
gelmektedir.

Âyette
geçen اَلْمَنُّ (menn), bir kimsenin
iyilik yaptığı şahsa “sana şöyle şöyle iyilik yaptım” demek suretiyle o kimseye
karşı iyiliğini bir şey sayması, az çok yaptığı iyiliğe gururlanması ve onun
verecekli durumunda olduğunu hissettirmesidir. Bu tavır, gönül bulandırır,
yapılan iyiliğin kıymetini eksiltir, hatta kesip yok eder. الْاَذٰى  (ezâ) ise tiksindirmek mânasına gelir. İyilik
yaptığı birinin bir kusuru sebebiyle şikayette bulunmak, dil uzatmak ve iyiliği
yüze vurmak birer ezâdır. İyilik ettiği kimseye: “Ben sana iyilik ettim, sen
bana teşekkür bile etmedin”, “Kaç kez gelip bana eziyet veriyorsun”, “Kaç
defadır isteyip duruyorsun, utanmıyor musun” yahut “Devamlı sıkıntılarla
geliyorsun, Allah beni senden kurtarsın, seni benden uzak etsin” gibi sözler de
ezâya örnek verilebilir. Allah için infakta bulunanlar eğer bu yanlış
davranışlardan uzak durur, sadakalarını göz bebekleri gibi korur ve mükâfâtını
yalnızca Allah’tan beklerlerse, Cenâb-ı Hak onlara ecirlerini en güzel biçimde
verir. Âhirette onlara hiçbir korku olmaz, sevapların yok olması gibi herhangi
bir nedenle de üzüntü duymazlar.

Rivayete
göre bu âyet-i kerîme Hz. Osman ve Hz. Abdurrahman b. Avf ile ilgili inmiştir.
Abdurrahman b. Avf (r.a.) malının yarısı olan dört bin dirhemi tasadduk etti
ve: “Yanımda sekiz bin dirhem var. Bunun dörtbin dirhemini kendim ve çocuklarım
için sakladım. Dört bin dirhemini de Rabbime güzel bir borç olarak verdim”
dedi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.s.): “Sakladığını da verdiğini
de Allah mübârek eylesin”
buyurdu. Hz. Osman ise Tebük seferinde bin deve
ve bin dinar yardımda bulundu. Rûme kuyusunu satın alıp müslümanlara vakfetti. Resûlullah
(s.a.s.) ellerini kaldırarak: “Ya Rabbi ben ondan razı oldum. Sen de razı
ol!”
diye dua etti. (Vâhidî, Esbâbu’n-nüzûl, s. 89)

Verdiklerini
Allah için vermeyip başa kakanlar şunu unutmasınlar ki:

Bakara Suresi tefsiri için tıklayınız…

Ayrıca Bakınız.  Bakara Suresi 161. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Bakara Suresi 262. ayetinin meal karşı karşıya geldirması ve diğer ayetler için tıklayınız…

Kaynak: https://www.islamveihsan.com/

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın