Kuran-ı Kerim

A’râf Suresi 58. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

A’râf Suresi 58. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Bu paylaşımımızda siz kıymetli okurlarımız için Kuran Meali ve Tefsiri ile alakalı bilgiler sunmaya çalıştık. Kuran Meali ve Tefsiri başlıklı konumuzu dikkatli okumanızı öneririz. Yazımızın detayın Kuran Meali ve Tefsiri ile alakalı geniş bir şekilde bilgilere sahip olacaksınız.

A’râf Suresi 58. ayeti ne anlatıyor? A’râf Suresi 58. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri…

A’râf Suresi 58. Ayetinin Arapçası:

وَالْبَلَدُ الطَّيِّبُ يَخْرُجُ نَبَاتُهُ بِاِذْنِ رَبِّه۪ۚ وَالَّذ۪ي خَبُثَ لَا يَخْرُجُ اِلَّا نَكِدًاۜ كَذٰلِكَ نُصَرِّفُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَشْكُرُونَ۟

A’râf Suresi 58. Ayetinin Meali (Anlamı):

Toprağı verimli güzel bir arazi, yağmuru görür görmez Rabbinin izniyle gür ve bereketli ürünler verir. Çorak ve verimsiz toprak ise, ne kadar yağmur yağarsa yağsın, faydasız bitkiden başka bir şey çıkmaz. Biz, şükredecek bir toplum için âyetleri böyle açıklıyoruz.

A’râf Suresi 58. Ayetinin Tefsiri:

Toprağın
durumu, kalite ve keyfiyetine göre elde edilebilecek sonuçlar değişiklik
arzeder. Bu nedenle âyet-i kerîmede verimli ve verimsiz iki arazinin durumu örnek
verilir; bununla bir taraftan zahir mâna kastedilmekle birlikte, diğer taraftan
hidâyeti kabul ve gereğince amel etme yönünden bireylerin iç dünyaları tasvir
edilir. Şöyle ki:

Toprağı
temiz ve bereketli, suyu tatlı olan bir arazi, Allah Teâlâ üzerine yağmuru
indirdiği zaman ve vakti geldiğinde bütün mahsulatını en güzel biçimde ortaya
çıkarır; faydalı ve hoş ürünler verir. Toprağı kıraç ve adi, suyu tuzlu olan
bir arazi ise çok zor şartlarda az ve değersiz bir takım diken türü şeyler
çıkarır. Bu ifade bunun yanı sıra bir darb-ı meseldir. Rabbimiz bununla mü’min ile
kâfirin misalini verir: Rabbinin izniyle bereketli ürünler çıkaran güzel ve
temiz toprak, ömrünü günahlardan uzak bir biçimde amel-i sâlihle dolduran
mü’minin misalidir. Bereketsiz ve kötü toprak ise, hiçbir faydalı ameli olmayan
kâfirin misalidir. (Taberî, Câmi‘u’l-beyân, VIII, 274-275)

Bu
örneğe göre önceki âyetle birlikte bu âyetten şöyle bir mâna anlamak olabilecek
olabilir:

Peygamberler,
dinî mânada ilâhî rahmetin müjdecisi ve yayıcılarıdır. Yüklenip getirdikleri
şeriatler, ihtiva ettikleri ilâhî emir ve yasaklarla birlikte yaşamın
kendisiyle gerçekleştiği temiz suyla dolu ağır bulutlar gibidir. Kur’ân
kalplerin âb-ı yaşamı, onun öğrettiği din ve mârifet, ebedî bir hayat olan
ilâhî rahmete ermenin en mühim vasıtasıdır. Bu ilâhî emirlere muhatap ve
bunları yerine getirmekle sorumlu olan insanlar da yağmurun indiği yerler gibi
iki kısımdır: Toprakların iyisi-kötüsü, verimlisi-verimsizi olduğu gibi
bireylerin ve insan topluluklarının da iyisi ve kötüsü, mümini ve kâfiri
mevcuttur. İyileri, peygamberlerin davetinden istifade eder, ilâhî âyetler
üzerinde tefekkür ederek onlardan ibret alır, iman eder, hayat bulur ve
Allah’ın nimetlerine şükreder. Onların, gerçek hayat olan âhiret yaşamını
kazanmak için yaptıkları ibâdetler, hayırlı ameller, verimli toprağın çıkardığı
güzel ürünler gibidir. Kâinatta ilâhî kudret akışları hâlinde cereyan eden bin
bir türlü âyetlerin, ilâhî tanzim ve tasarrufların, peygamberler gönderme ve
Kur’ân’ı indirmenin hikmeti de özellikle böyle güzel kulların bunlardan
faydalanarak Rablerine şükranlarını arzetmelerini sağlamaktır. Çorak yer gibi
kötü ve fena olan bedbahtlar ise Allah’ın nimetlerini ve rahmetini nankörlük ve
küfür ile karşılarlar ve onlardan gereği gibi faydalanamazlar. Zorluk ve
mahrûmiyet içinde felakete yuvarlanır giderler.

Resûlullah
(s.a.s.) ise bu hakikati  şöyle
açıklamaktadır:

“Allah’ın benimle göndermiş olduğu hidâyet ve ilim, yeryüzüne
yağan bol yağmura benzer. Yağmurun yağdığı yerin bir bölümü verimli bir
topraktır: Yağmur suyunu emer, bol çayır ve ot bitirir. Bir kısmı da suyu
emmeyip üzerinde tutan çorak bir yerdir. Allah burada biriken sudan insanları
faydalandırır. Hem kendileri içer, hem de hayvanlarını sular ve ziraatlarını o
su aracılığıyla yaparlar. Yağmurun yağdığı bir yer daha mevcuttur ki, düz ve hiçbir
bitki bitmeyen kaypak arazidir. Ne su tutar, ne de ot bitirir. İşte bu,
Allah’ın dininde anlayışlı olan ve Allah’ın benimle gönderdiği hidâyet ve ilim
kendisine fayda veren, onu hem öğrenen hem öğreten kimse ile, buna başını
kaldırıp kulak vermeyen, Allah’ın benimle gönderdiği hidâyeti kabul etmeyen
kimsenin benzeridir.”
(Buhârî, İlim 20; Müslim, Fezâil 15)

Nitekim
sûrenin bundan sonraki âyetlerinde beyân edilecek olan peygamber kıssaları ve
geçmiş milletlerin tarihi bu değişmez gerçeğin en büyük şâhitleri olarak
karşımızda durmaktadır:

A’râf Suresi tefsiri için tıklayınız…

Ayrıca Bakınız.  En'âm Suresi 128. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

A’râf Suresi 58. ayetinin meal karşı karşıya geldirması ve diğer ayetler için tıklayınız…

Kaynak: https://www.islamveihsan.com/

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın