Kuran-ı Kerim

Nisâ Suresi 139. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Nisâ Suresi 139. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Bu paylaşımımızda siz kıymetli okurlarımız için Kuran Meali ve Tefsiri ile alakalı bilgiler sunmaya çalıştık. Kuran Meali ve Tefsiri başlıklı konumuzu dikkatli okumanızı öneririz. Yazımızın detayın Kuran Meali ve Tefsiri ile alakalı geniş bir şekilde bilgilere sahip olacaksınız.

Nisâ Suresi 139. ayeti ne anlatıyor? Nisâ Suresi 139. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri…

Nisâ Suresi 139. Ayetinin Arapçası:

اَلَّذ۪ينَ يَتَّخِذُونَ الْكَافِر۪ينَ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِن۪ينَۜ اَيَبْتَغُونَ عِنْدَهُمُ الْعِزَّةَ فَاِنَّ الْعِزَّةَ لِلّٰهِ جَم۪يعًاۜ

Nisâ Suresi 139. Ayetinin Meali (Anlamı):

Onlar, mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost ve sırdaş ediniyorlar. Yoksa onlar kâfirlerin yanında izzet, şeref ve kuvvet mi arıyorlar? Boşuna aramasınlar. Çünkü izzet, şeref ve kuvvet tamamiyle Allah’a aittir.

Nisâ Suresi 139. Ayetinin Tefsiri:

İster
münafık ister bir kısım yahudiler olsun burada iman kalbine tam anlamıyla
yerleşmemiş bir gruptan bahsedilir. Bu bireyler farklı zamanlarda gerçek yahut
göstermelik mânada iman ettiklerini söylerler, sonra da aslî hallerine dönüp inkâr
ederler. Üstelik müslümanlara düşmanlık yaparak ve İslâm’a saldırarak inkârda
ileri giderler. İnkâr ve nankörlükte bu kadar ileri giden, içinde bulunduğu
küfür ve şirk günahından tevbe edip vazgeçmeyi düşünmeyen, bir de açıkça din
düşmanlığı yapan, nihâyetinde “su bardağı su yolunda kırılır” fehvâsınca kâfir
olarak ölen bireylerin bağışlanmaları ve doğru yolu bulmaları olabilecek değildir.
Bu tavır, bilindiği gibi münafıkça bir tavırdır. Be nedenle devam eden âyette,
münafıkların can yakıcı bir azapla müjdelenmeleri istenmektedir.

Burada
münafıkların iki mühim özelliği dile getirilir:

 
Mü’minleri bırakıp kâfirleri dost ve sırdaş edinmek, onlarla
hemhâl olmak, onlarla oturup kalkmak.

 
Kâfirlerin himayesine girip onlardan izzet, şeref, güç ve kuvvet
almaya çalışmak; gâlibiyet, şeref ve üstünlüğü onlarla birlikte olmakta aramak.

Burada
mü’minlere de açık bir ikaz bulunmaktadır. Onların asıl güvenecekleri,
dayanacakları ve kader birliği yapacakları kimseler iman kardeşleridir. Onları
bırakıp ne din ne iman tanımayan kâfirleri dost edinmek, onlara güvenip
dayanmak doğru değildir. Zira mü’minleri bırakıp kâfirleri dost edinen
kimselerde imanın zayıflaması ve bir kısım nifak alametlerinin ortaya çıkması
büyük bir ihtimal dâhilindedir. Halbuki mutlak güç, kuvvet ve kudret Allah Teâlâ’ya
aittir. Bu bakımdan mü’minler Allah’a dayanıp O’na güvenmeleri ve O’nun razı
bulunacağı bir kulluk yapmaları nispetinde izzet, şeref ve üstünlük elde
edeceklerdir. Allah’ın âyetlerini yalanlayan yahut onlarla alay edenlere
meylettikleri ölçüde de, şeref ve üstünlüklerini kaybedeceklerdir. Şimdi bu
hususta çok ciddî bir ikaz gelmektedir:

Nisâ Suresi tefsiri için tıklayınız…

Ayrıca Bakınız.  Hûd Suresi 31. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Nisâ Suresi 139. ayetinin meal karşı karşıya geldirması ve diğer ayetler için tıklayınız…

Kaynak: https://www.islamveihsan.com/

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın