Kuran-ı Kerim

Nisâ Suresi 132. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Nisâ Suresi 132. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Bu paylaşımımızda siz kıymetli okurlarımız için Kuran Meali ve Tefsiri ile alakalı bilgiler sunmaya çalıştık. Kuran Meali ve Tefsiri başlıklı konumuzu dikkatli okumanızı öneririz. Yazımızın detayın Kuran Meali ve Tefsiri ile alakalı geniş bir şekilde bilgilere sahip olacaksınız.

Nisâ Suresi 132. ayeti ne anlatıyor? Nisâ Suresi 132. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri…

Nisâ Suresi 132. Ayetinin Arapçası:

وَلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَك۪يلًا

Nisâ Suresi 132. Ayetinin Meali (Anlamı):

Evet, göklerde ne var, yerde varsa hepsi Allah’ındır. Vekîl olarak Allah yeter.

Nisâ Suresi 132. Ayetinin Tefsiri:

Müslümanları
kadınlara ve yetimlere karşı merhametli, şefkatli ve adâletli olmaya teşvik
etmek için Allah Teâlâ, anlatılan konunun neticesi sayılabilecek bu âyetlerde
kısa fakat son derece tesirli bir tavsiyede bulunarak şu konuları yeniden
hatırlatmaktadır:

Birincisi;
Allah önceki Ehl-i kitaba ve onlardan sonra gelen bütün mü’minlere, hatta tüm
insanlara her türlü işlerini yaparken kalplerinde Allah korkusu olmasını, O’nun
azabından ve sevgisini kaybetmekten sakınmalarını emretmiştir. Bu emir, Allah
için değil, kuşkusuz bireylerin iyiliği içindir. Eğer bu emirlere uygun
davranırlarsa, dünyaya gelecek netice onların iyiliğine olacaktır. Eğer uymazlarsa,
Allah’a hiçbir zarar veremeyeceklerdir. Zira kâinatın yaratıcısı ve hakimi olan
Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir. Allah’ın emirlerini uygulamadıkları
takdirde, ilâhî emirlere bigâne kalan ve isyankâr bir tutum içine giren o
topluluğu ortadan kaldırıp devreden çıkarır ve yerlerine başka bir topluluk getirir.
Allah buna tabi ki hakkiyle güç yetirecek bir kudrete sahiptir. Ayrıca bazı
grupların helak edilip ortadan kaldırılması, Allah’ın mülkünün büyüklüğünden
hiçbir şey eksiltmez.

İkincisi;
Allah hem dünyanın fâni hem de âhiretin bâkî tüm nimet, fayda ve mükâfatlarının
yegâne sahibidir. Bunlardan kâbiliyet, istidat, gayret ve cesaretleri ölçüsünde
seçim yapmak insanlara düşmektedir. Eğer insanlar bu dünyanın geçici
nimetlerini isterlerse, hatta âhiretin ebedi saadetini bunlara feda ederlerse,
Allah onlardan dilediğine istediği kadar dünyalık nasip eder. Lakin onlar için âhirette
bir nasip olmayacaktır. (bk. Bakara 2/200; İsrâ 17/18) Böyle davrananlar, kendi
akılsızlıkları ve basîretsizlikleri yüzünden Allah’ın lutuf deryasından yalnızca
bir damlayı seçtiklerini unutmamalıdırlar. O halde onların, hem bu dünyanın hem
de âhiretin sonsuz nimetlerine kavuşmalarını sağlayacak olan, iman ve itaat
yolunu tercih etmeleri kuşkusuz daha hayırlı olacaktır. Bu tavsiyelerin, “Allah,
her şeyi hakkiyle işiten ve kemâliyle görendir”
(Nisâ 4/134)ifadesiyle
bitirilmesi çok mânidârdır. Allah hakkiyle işiten ve kemâliyle gören bir Zât olduğu
için rahmet ve lütfunu kimlere nasıl taksim edeceği hususunda en ince
ayrıntı kısmı hesaplama kudretine sahiptir. Şüphesiz O, her şeyi bilmektedir,
herkesin niyet ve gayretlerinden haberdardır. O halde, Allah’a âsi olan kimse,
O’nun mü’min, müttakî ve itaatkâr kullarına tahsis ettiği nimet ve lutuftan pay
beklememelidir. Bu ebedî sermayeden pay almak isteyenler de, gelen âyetlerde beyân
edildiği biçimde kâmil bir imanla birlikte hak ve adâlet ölçülerine azami
dikkat göstermelidir:

Nisâ Suresi tefsiri için tıklayınız…

Ayrıca Bakınız.  Âl-i İmrân Suresi 160. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Nisâ Suresi 132. ayetinin meal karşı karşıya geldirması ve diğer ayetler için tıklayınız…

Kaynak: https://www.islamveihsan.com/

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın