Kuran-ı Kerim

A’râf Suresi 138. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

A’râf Suresi 138. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Bu paylaşımımızda siz kıymetli okurlarımız için Kuran Meali ve Tefsiri ile alakalı bilgiler sunmaya çalıştık. Kuran Meali ve Tefsiri başlıklı konumuzu dikkatli okumanızı öneririz. Yazımızın detayın Kuran Meali ve Tefsiri ile alakalı geniş bir şekilde bilgilere sahip olacaksınız.

A’râf Suresi 138. ayeti ne anlatıyor? A’râf Suresi 138. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri…

A’râf Suresi 138. Ayetinin Arapçası:

وَجَاوَزْنَا بِبَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ الْبَحْرَ فَاَتَوْا عَلٰى قَوْمٍ يَعْكُفُونَ عَلٰٓى اَصْنَامٍ لَهُمْۚ قَالُوا يَا مُوسَى اجْعَلْ لَنَٓا اِلٰهًا كَمَا لَهُمْ اٰلِهَةٌۜ قَالَ اِنَّكُمْ قَوْمٌ تَجْهَلُونَ

A’râf Suresi 138. Ayetinin Meali (Anlamı):

İsrâiloğulları’nı denizden geçirdik. Derken kendilerine ait bir takım putlara tapmakta olan bir kavme rastladılar. Hemen: “Ey Mûsâ! Bize de onların ilâhları gibi bir ilâh yapıver!” dediler. Mûsâ şunları dile getirdi: “Gerçekten siz, hep böyle cehâlet içinde gidip gelen bir topluluksunuz.”

A’râf Suresi 138. Ayetinin Tefsiri:

İsrâiloğulları’nın
denizi geçtikten sonra rastladıkları bu kavmin kimler olduğu hususunda Kur’an
açık bir beyânda bulunmaz. Lakin bunların, kendilerine ait bir kısım putlara
tapan putperest bir toplum olduğunu belirtir. Tapanlar hangi toplum, tapılanlar
da ne tür bir put olursa olsun, mutlak mânada hepsinin bâtıl ve hepsinin de yok
olmaya mahkum olduğu gerçeğini hatırlatır. Bir kısım tarihî bilgiler, o kavmin
taptıkları putların sığır ve boğa heykelleri şeklinde olduğunu, İsrâiloğullarında
ardından baş gösterecek buzağıya tapma hastalığının da ilk kez buradan
kaynaklandığı yönündedir.

Uzun
seneler Firavunların hâkimiyeti altında köle olarak yaşamış ve şahsiyetleri
ezilmiş İsrâiloğulları, onların ellerinden kurtulsalar da, hayatlarına girmiş
olan kötü tesirlerden kendilerini bir anda temizleyememişlerdi. Mısır’dan
çıktıktan sonra bir put tapınağı görür görmez, önceki alışkanlıklarının
tesiriyle ve tabii bir refleks halinde hemen benzeri bir şeye tapınma ihtiyacı
hissetmişlerdi. Bu arzularını kendisine açtıklarında Mûsâ (a.s.)’ın tepkisi son
derece sert oldu. Bunca büyük mûcizeleri ve delilleri gördükten sonra,
kendilerini kurtarmaya çalışan ulü’l-azm bir peygamberin huzurunda putçuluğa
özenmek câhillikten başka bir şey değildi. Aynı zamanda böyle bir talep, Hz. Mûsâ’nın
başarmak istediği işi, başlamadan bitirmek manasına geliyordu. Bu nedenle Hz. Mûsâ,
o puta tapan kavmin mevcut durumlarının hiç de özenilecek bir durum olmadığını,
yaşadıkları bu bâtıl dinin yıkılıp helak bulunacağını, yapmakta oldukları ibâdetlerin
de faydasız, mânasız ve boş olduğunu söyleyerek kavmini ikna etmeye çalıştı.
Kendilerine bunca nimetler ihsan eden; peygamber göndermek, kölelikten
kurtarmak gibi bir kısım özel lutuflarla kendilerini bir başkasına üstün tutan
Allah’ı bırakıp başka bir ilâh aramanın boşuna bir çaba olduğunu hatırlattı.

Hz.
Mûsâ’nın önceki ayetlerde bulunan ikazlarına ilâveten gelen âyet-i kerîmede de
bizzat Cenâb-ı Hak İsrâiloğullarına hitap etmektedir.

A’râf Suresi tefsiri için tıklayınız…

Ayrıca Bakınız.  A'râf Suresi 3. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

A’râf Suresi 138. ayetinin meal karşı karşıya geldirması ve diğer ayetler için tıklayınız…

Kaynak: https://www.islamveihsan.com/

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın