Kuran-ı Kerim

A’râf Suresi 129. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

A’râf Suresi 129. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Bu paylaşımımızda siz kıymetli okurlarımız için Kuran Meali ve Tefsiri ile alakalı bilgiler sunmaya çalıştık. Kuran Meali ve Tefsiri başlıklı konumuzu dikkatli okumanızı öneririz. Yazımızın detayın Kuran Meali ve Tefsiri ile alakalı geniş bir şekilde bilgilere sahip olacaksınız.

A’râf Suresi 129. ayeti ne anlatıyor? A’râf Suresi 129. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri…

A’râf Suresi 129. Ayetinin Arapçası:

قَالُٓوا اُو۫ذ۪ينَا مِنْ قَبْلِ اَنْ تَأْتِيَنَا وَمِنْ بَعْدِ مَا جِئْتَنَاۜ قَالَ عَسٰى رَبُّكُمْ اَنْ يُهْلِكَ عَدُوَّكُمْ وَيَسْتَخْلِفَكُمْ فِي الْاَرْضِ فَيَنْظُرَ كَيْفَ تَعْمَلُونَ۟

A’râf Suresi 129. Ayetinin Meali (Anlamı):

İsrâiloğulları Mûsâ’ya: “Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da hep işkence gördük, eziyetlere uğradık” diye sızlandılar. Bunun üzerine Mûsâ: “Ne biliyorsunuz, bakarsınız Rabbiniz düşmanlarınızı helâk eder ve nasıl amel edeceğinizi görmek için onların yerine sizi yeryüzünde hâkim kılar” dedi.

A’râf Suresi 129. Ayetinin Tefsiri:

Mûsâ
(a.s.) onlara Allah’tan yardım dilemelerini ve sabırlı olmalarını tavsiye etti.
Çünkü bütün güç ve kuvvet Allah’ın kudret elinde olup, O dilemeyince hiç
kimsenin bir şey yapması olabilecek değildir. O halde O’na güvenmek, acele etmemek,
sabır ve teenniyle hareket etmek ve ümitsizliğe düşmemek gerekir. Bütün yeryüzü
Allah’a ait olduğu gibi Mısır ülkesi de O’nundur. Oraya kullarından dilediğini
vâris kılma yetkisi de O’na aittir. Lakin güzel akıbet, hayırlı netice
Allah’tan korkan, günahlardan sakınan gerçek takvâ sahibi kullar için yaşanacaktir.
Bu tavsiyesi ile Hz. Mûsâ kavmine, tam anlamıyla Allah’a güvenip dayandıkları,
yardımı yalnızca O’ndan istedikleri, sabra sarıldıkları ve güzel bir takvâ yaşamı
yaşadıkları takdirde istikballerinin göz alıcı bulunacağı müjdesini vermekteydi.
Lakin onlar yapılan bu tavsiye ve verilen müjdeden pek teselli olmadılar. Hz. Mûsâ’ya
şikayet ve serzenişte bulundular. Onun peygamber olarak gelmesinin durumu
değiştirmediğini; ondan önce de ondan sonra da hep eziyete maruz kaldıklarını
dile getirdiler. Onlar, “öncekiyle” Hz. Mûsâ’nın doğumu sırasında yapılan eziyeti ve
erkek çocuklarının öldürülmesini; “sonrakiyle” de bu kez yapılması söylenen
eziyetleri kastediyorlar, bir an önce bu çileli hayattan kurtulma arzularını
dile getirmek istiyorlardı. Bunun üzerine Hz. Mûsâ, Allah’tan aldığı bilgiye
dayanarak onların sızlanmalarını durdurmak ve istikbale yönelik gönüllerinde
umut çiçekleri yeşertmek düşüncesiyle, Cenâb-ı Hakk’ın, yakın bir zaman içinde
düşmanları olan Firavun ve kavmini helak edeceği ve yerlerine kendilerini hakim
kılacağı müjdesini verir. Lakin bunun da bir imtihan olduğunu; nimetin kıymeti
bilinince mükâfâta, bilinmeyince ise ilâhî kahır ve intikam tecellisine neden
bulunacağını hatırlatmadan edemez.

Şimdi
söz, Hz. Mûsâ’nın, Firavun ve İsrâiloğulları ile ilgili verdiği haberlerin nasıl
ve ne ölçüde tahakkuk ettiğine gelmektedir:

A’râf Suresi tefsiri için tıklayınız…

Ayrıca Bakınız.  Tevbe Suresi 15. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

A’râf Suresi 129. ayetinin meal karşı karşıya geldirması ve diğer ayetler için tıklayınız…

Kaynak: https://www.islamveihsan.com/

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın