İslam

Oruçlu İçin Müstehap Olan Davranışlar

Oruçlu İçin Müstehap Olan Davranışlar

Bu paylaşımımızda siz kıymetli okurlarımız için Oruç ile alakalı bilgiler sunmaya çalıştık. Oruç başlıklı konumuzu dikkatli okumanızı öneririz. Yazımızın detayın Oruç ile alakalı geniş bir şekilde bilgilere sahip olacaksınız.

Oruçlu için müstehap olan şeyler nelerdir? İşte oruçlu için müstehap olan davranışlar…

Orucun geçerli sayılması için doğrudan alakalı olmamakla birlikte, oruç tutmayı kolaylaştırmak ve orucun dünyevî-uhrevî yararını yükseltmek maksadıyla Hz. Peygamber’in (s.a.s.) bazı tavsiyeleri olmuştur.

ORUÇLU İÇİN MÜSTEHAP OLAN ŞEYLER

Oruçlu için müstehap sayılan bu davranışları aşağıdaki biçimde sıralayabiliriz:

1. Sahur yapmak: Gecenin son altıda birine seher vakti denir. Seher vaktinde, halen imsak vakti gelmezden önce, oruç tutmak üzere yenilen yemeğe de “sahur” denir. Bir yudum su ile de olsa sahur yapmak ve sahur yemeğini olabilecek olduğunca, gecenin son vaktine denk getirmeye çalışmak uygun olur. Sahura kalkmanın amacı; oruca güç kazanmak ve seher vaktinin ecir ve faziletinden yararlanmaktır. Hz. Peygamber’in (s.a.s.) sahura kalkmayı teşvik ve tavsiye eden çeşitli hadisleri mevcuttur: Bazıları şunlardan oluşmaktadır: “Sahura kalkın. Çünkü sahur yemeğinde bereket mevcuttur.” [1]

“Oruç tutmak isteyen sahurda bir şeyler yesin” [2]“Sahur yemeği ile gündüz tutacağınız oruca; ve öğle üzeri uykusuyla da (kaylûle) teheccüt namazına güç kazanın.” [3]

Sabah vakti girinceye kadar sahuru geciktirmek de müstehaptır. Allah Elçisi şöyle buyurmuştur: “Ümmetim iftarı acele yapıp sahuru geciktirdikleri sürece hayır üzerindedir.” [4]

2. İftarı akşam namazından önce acele yapmak: Namazda oruç halinin kalbi meşgul etmemesi için iftarda acele etmek müstehaptır. Hava bulutlu olursa, ezan okunsa bile iftarda acele edilmez. Yüksek bir yerde bulunan kimse güneşin batışını görmedikçe iftar edemez. İftarın bir hurma yahut benzeri bir yiyecekle yahut su ile yapılması müstehaptır. Çünkü Rasûlullah (s.a.s.) orucunu böyle açardı.[5] İftarın acele yapılması şu hadise dayanır: “İnsanlar iftarda acele ettikleri sürece hayır üzerindedirler.” [6]

3. Oruç açılırken dua edilmesi sünnettir: Hadislerden derlenen bir dua örneğini veriyoruz:

 “Allahümme leke sumtü ve alâ rızkıke eftartü ve aleyke tevekkeltü, fe tekabbel minnî, fe’ğfirlî, inneke ente’s-semîu’l-alîm (Ey Allah’ım! Ben senin rızan için oruç tuttum, senin verdiğin rızıkla iftar ettim ve yalnız sana güvenip dayandım. Benim bu orucumu kabul buyur ve beni bağışla! Şüphe yok ki sen her şeyi işitensin, bilensin.) [7]

Ayrıca Bakınız.  Oruç Tutan Uzuvlara Verilecek Ödüller

4. Oruçlu insana iftar ettirmek: Varlıklı kimselerin, özellikle durumu iyi olmayan oruçlu kimselere iftar ettirmesi ihsan ve ikramda bulunması müstehaptır. En müthişi oruçlulara yemekle iftar ettirmektir. Hadiste şöyle buyurulmuştur: “Oruçluya iftar ettiren kimse, oruçlunun alacağı kadar sevap alır ve oruçlunun sevabında da bir eksilme olmaz.” [8] Allah’ın Elçisi, hayır yapmada bireylerin en cömerdi idi, Ramazan ayı geldiğinde bağışlarını daha da artırırdı.[9] Ramazan ayında ihsan ve ikramları arttırmanın amacı oruç tutanların ve ibadetle meşgul olanların gereksinimlerini gidermek ve onların kalplerini rahatlatmaktır.

5. Cünüp olanın, hayız yahut nifas hâli sona erenin, sabah vakti girmezden önce boy abdesti alması: Orucun başlangıcında temiz bulunmak için, olabilecekse bu bireylerin imsaktan önce boy abdesti alması tavsiye edilir. Faziletli olan budur. Lakin boy abdesti alma imkânı bulunmaz yahut boy abdesti için zaman kalmamış bulunursa, bu bireylerin oruca niyetlenmesi geçerlidir. Buna göre, hayız ve nifas hali, imsaktan önce sona eren bir kadın, boy abdesti almaya fırsat bulamadan oruca niyetlense, yine cünüp kişi boy abdesti almaksızın oruca başlasa, bu oruçlar geçerli olur.

Kur’an-ı Kerîm’de şöyle buyurulur: “Oruç tuttuğunuz günlerin gecesinde kadınlarınıza yaklaşmanız size helal kılındı. Onlar sizin için bir elbise, siz de onlar için bir elbisesiniz. Allah sizin nefislerinize zulmettiğinizi bildi de, tevbenizi kabul edip, sizi bağışladı. Artık hanımlarınıza yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazdığını arayın.”[10] Âyetteki “gece” ifadesi, Ramazan ayında, güneşin batmasından imsak vaktine kadar olan süreyi kapsar. Diğer yandan Peygamber eşleri Âişe ve Ümmü Seleme (r. anhümâ) şöyle demişlerdir: “Rasûlullah, Ramazan ayında ihtilâmdan ötürü değil, cinsel birleşmeden dolayı cünüp olarak sabahlar, sonra oruç tutardı.”[11] Yine Hz. Âişe’den rivâyete göre, bir gün Allah’ın Elçisi’nin yanına bir adam gelerek; “Ben oruç tutmak istediğim halde, cünüp olarak sabahlıyorum.” dedi. Hz. Peygamber (s.a.s.); “Ben de oruç tutmak istediğim halde, cünüp olarak sabahladığım oluyor, sonra yıkanıyorum ve oruç tutuyorum.” buyurdu. Adam şöyle dedi: “Sen bizim gibi değilsin, çünkü Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlamıştır.” Bunun üzerine çok kızan Allah’ın Elçisi şöyle buyurdu: “Allah’a yemin olsun ki, ben sizin Allah’tan en fazla korkanınız olmayı ve sakındığım şeyleri size bildirmeyi umarım.”[12]

Ayrıca Bakınız.  Namazın Farz Oluşu ile İlgili Ayet ve Hadisler

6. Oruçlunun dilini gereksiz ve boş sözlerden koruması müstehaptır. Dedikodu yapmak, söz taşımak ve yalan söylemek gibi davranışlardan ise, oruçsuz günlerine göre daha fazla sakınması gerekir.

Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Yalan konuşmayı bırakmayan ve yanlış davranışlardan kaçınmayan kimsenin kendisini aç ve susuz bırakmasına Allah’ın ihtiyacı yoktur.” [13] Başka bir hadiste de şöyle buyurulmuştur: “Nice oruç tutanlar mevcuttur ki, orucundan susuzluk çekme ve açlıktan başka bir kazancı olmaz. Nice gece kalkıp nafile ibadet yapanlar mevcuttur ki, bu kalkmasından ötürü uykusuzluktan başka bir kazancı olmaz.” [14]

Ramazan günü oruçlu insana birisi sataşır, söver yahut kavga etmeye kalkışırsa, “ben oruçluyum” diye hatırlatmada bulunması sünnettir. Nitekim Allah Elçisi şöyle buyurmuştur: “Hiçbiriniz oruçlu iken kötü söz söylemesin, bağırıp çağırmasın. Hatta kendisine ağır sözler söyleyen birisine karşı bile yalnızca “ben oruçluyum” demekle yetinsin.” [15] Ramazan dışında oruçlu olan kimse ise bunu içinden söyleyip kendisini teskin etmelidir. Çünkü riyadan korunmak için, nâfile bir ibadeti gizlemek daha faziletlidir.

7. Ramazan ayının mânevî atmosferinden daha çok yararlanabilmek için bu ayda Kur’an okumak, eksikliğini hissettiği bilgileri öğrenmeye çalışmak, dua ve zikri çoğaltmak müstehaptır. Bunun yanı sıra Kur’an’ın içine aldığı bilgilere ulaşmak için, orijinal metni yanında meâli de okunmalı, karşılıklı müzâkere ve mukâbele meclislerinden yararlanmalıdır. Nitekim Allah’ın Elçisi, “Ramazan ayında her gece Cebrail (a.s) ile karşılaşır, onunla Kur’an-ı Kerîm müzakere ve mukabelesinde bulunurdu.”[16] Diğer yandan başka bir hadiste, gecede bir saat ilimle uğraşmanın, bu geceyi nâfile ibadetle ihya etmekten daha hayırlı olduğu bildirilmiştir.[17]

8. Özellikle Ramazan ayının son on gününde oruçlunun itikâfa girmesi müstehaptır. Çünkü itikâfa girmek nefsin yasaklardan muhafaza edilmesinı sağlar, bunun bunun yanında kadir gecesine rastlama imkân ve umudunu arttırır. Hz. Âişe (r.a.) şöyle demiştir: “Rasûlullah, Ramazan ayının son on gününe girince bütün geceyi ihya eder, ailesini uyandırır ve kadınlardan ayrı kalırdı”[18]

Ayrıca Bakınız.  İslam'da İftiranın Hükmü Nedir?

Ramazan ayında oruç tutmaya engel olacak derecede vücuda zayıflık veren işlerde bulunmamalı, olabilecekse öğleye kadar çalışıp, sonra dinlenmelidir. İmkân olunca bazı işleri emsal ücretle başkasına gördürmelidir.[19]

Dipnotlar:

[1] Buhârî, Savm, 20; Müslim, Sıyâm, 45, Tirmizî, Savm, 17; Nesâî. Sıyâm, 18, 19.

[2] A. b. Hanbel, III, 367, 379.

[3] İbn Mâce, Sıyâm, 22.

[4] Buhârî, Savm, 45; Müslim, Sıyâm, 48; Tirmizî, Savm, 13.

[5] Şevkânî, Neylü’l-Evtâr, IV, 220

[6] Buhârî, Savm, 45; Müslim, Sıyâm, 48; Tirmizî, Savm, 13.

[7] bk. Ebû Dâvud, Savm, 22; İbn Mâce, Sıyâm, 48.

[8] Tirmizî, Savm, 82; İbn Mâce, Sıyâm, 45; Dârîmî, Savm, 13; A. b. Hanbel, IV, 114, 116, V, 192.

[9] Buhârî, Bed’ü’l-Vahy, 5, Savm, 7, Bed’ü’l-Halk, 6, Fezâilü’l-Kur’ân, 7; Müslim, Fezâil, 50.

[10] Bakara, 2/187.

[11] Çeşitli rivâyetler için bk. A. b. Hanbel, VI, 34, 36, 38, 67; İbn Mâce, Sıyâm, 27; Mâlik, Muvatta’, Sıyâm, 10, 12.

[12] Mâlik, Muvatta’, Sıyâm, 9.

[13] Buhârî, Savm, 8, Edeb, 51; Ebû Dâvud, Savm, 25; Tirmizî, Savm, 16: İbn Mâce, Sıyâm; 21.

[14] İbn Mâce, Sıyam, 21.

[15] Buhârî, Savm, 2; Müslim, Sıyâm, 160; Ebû Dâvud, Savm, 29; Nesâî, Sıyâm, 42; Mâlik, Muvatta’, Sıyâm, 57.

[16] Buhârî, Bed’ül-Vahy, 5, Bed’ül-Halk, 6, Menâkıb, 23; Nesâî, Sıyâm, 2; A. b. Hanbel, I, 288, 367, 373, VI, 130.

[17] Dârimî, Mukaddime, 27.

[18] Müslim, İtikâd, 8; Tirmizî, Savm, 72; İbn Mâce, Sıyâm, 57; Dârimî, Savm, 52; A. b. Hanbel, VI, 82, 123, 256, V, 40.

[19] Müstehaplar için bk. Kâsânî, age, II, 105-108; İbn Âbidin, age, II, 157 vd.; Şürünbülâlî, age, s. 115; Şirbînî, age, I, 434-436; “İbn Kudâme, Muğnî, III, 103, 169 vd.; ez-Zühaylî, age, II, 631 vd.

Kaynak: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, Erkam Yayınları

 

ORUCUN TANIMI VE TARİHÇESİ

Orucun Tanımı ve Tarihçesi

ORUÇ TUTMANIN FAZİLETLERİ VE FAYDALARI

Orucun Tanımı ve Tarihçesi

Kaynak: https://www.islamveihsan.com/

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın